ΠΟΙΗΣΗ ΣΤΗΝ ΤΟΥΡΚΙΚΗ ΓΛΩΣΣΑ

POÉSIE EN LANGUE TURQUE

TÜRK DİLİNDE ŞİİRLER


Yaşadığımız hayatın ayrıntılarını farkettikçe bize ait olan değerler kaybolmaz. Geçip gitseler de bir gün yine dönerler. Bizleri ayakta tutan bu dostluk dengeleri hayatımızı değiştirir, uyandırır, dönüştürür ve geçmiş anıların merkezine doğru çeker.

Hayatın bu ani geri dönüşleri bizler için bir çıkış kapısı sayılır...


İstanbul Sana Hâlâ Bakar

Şu İki Gözüm Çocuk Çocuk


Bir tutam çörekotunun sinen kokusu
geçmiş yılbaşılarına taşıtır beni
ve geriye getirir tüm mazilerimi
kıyıya vurması gibi denizin.
Ayakta duran tek şey
şu iki avare kumrundur Mesut pencerende sevişen.

İstanbul sana hâlâ bakar şu iki gözüm çocuk çocuk...
Her gece bir suskunluk örter özlemle dolu sokaklarını
ve dağıtır sessizliğini birden ayarsız adımların.
Sana özenerek çocuk gibi başlarım
dört mevsim, dolu dolu ilk onsekiz yıllarını.

İstanbul sana hâlâ bakar şu iki gözüm çocuk çocuk...
Kim anlatır gözyaşlarla gürleyen seslere seni kim?
Kim adını anar özlemle yüreğim değilse?
Çok tuhaf zamanlardı, o bitmez hüzün dolu demli çaylarımız
ve kopacak bir dal gibi sallanırdı
Boğaz Boğaz esen birikmiş hırslı öfkelerin...

İstanbul sana hâlâ bakar şu iki gözüm çocuk çocuk...
Hangi yıl, hangi tahripkâr Eylüldü
Sirkeci garındaki sığınmış uzun yolculukların?
Hiç olmadı tenkillerde saklanılacak
yarım metre kadar sakin bir yer...
Ve binlerce gece uzunluğunda
meczup ve talihsiz ayrılıklar edindin kendine.
Yalnız ben bilirim şu yıllar sevgisiyle
uğruna sıkıntı çektiğim ezici ve haksız davranışlarını! ...

İstanbul sana hâlâ bakar şu iki gözüm çocuk çocuk...
Sen hatırlamazsın elliyedi yılın
yağmur gibi yağan sessiz ağırlığını
ve yıllar sonra esrik bir şiir eşliğinde bana ellerimle yazdırttığın,
hayat acılarımdan sızan mısralarımı! ...
Hangi tarihini anlatacağım evladıma, hangi efsaneni?
Senden kalan derin bir kıyamettir köklerinden ayrıldığım!

İstanbul sana hâlâ bakar şu iki gözüm çocuk çocuk...
Denizlerinde Kanlıca ekspresidir
yüzen beyaz kuyruklu yıldız.
Sağa sola koşanlar, esnaf seyyar satıcılardır
Mısırçarşıdaki serin şerbetler âlemin.
Kimliği belirsiz ürkek Paskalya mumlarıdır
suskun ve ağır ağır inen Tarlabaşı adımların...

İstanbul sana hâlâ bakar şu iki gözüm çocuk çocuk...
Şuranda, yetmişüçte zayıf titrek ellerimden
beyaz bir gül düşmüstü,
gökmavisi bir uyku gibi ansızın suya
ve dağılmıştı içimden, gitmişti gidebildiği gibi uzaklara.
Hangi gün, hangi akşamdı?
Unuttum, önüme, arkama ve düşmemelere baka baka...
Hatırlarmı şimdi beni caddeler, dar sokaklar?
Eğri büğrü, sessiz Rum kaldırımlar,
sahipsiz pencereler, kapılar?
Hatırlarmı Tepebaşı, Salacak, Galata köprüsü, Kuzkuncuk,
Büyükadadaki Maden, Çınar ve Kumsal?

İstanbul sana hâlâ bakar şu iki gözüm çocuk çocuk...



İoannis Bozikis - Bir âfet gibi (Atina-2012) / Copyright

Bu şiir, 28.09.2020 tarihinde Edebiyatla com sitesinde günün şiiri seçilmiştir.



İstanbul'um

( İstin Poli'm )


Seni her gittiğim yere

beraberimde götürürüm.

Kalbimde kayıp bir aşk gibisin.

Milattan önce 667'de başlayan

ve günlerimize kadar uzanan

zengin ve büyüleyici tarihi değerin,

benim için çok önemlidir.

Göğsümde kazılmış

derin bir inanç gibidir.

Sen, benim hem güneşim

hem de sevdiğim ayımsın,

parlayan yıldızımsın.

En hüzünlü şarkımsın

ve de çılgın sevincimsin.

Doğmayı ve ölmeyi

tekrar ve tekrar,

sessiz sedasız deneyeceğim

en güzel ve en ilham veren

görkemli Şehir'sin...

Biricik İstanbul'um...

Unutulmaz İstin Poli'm,

Konstantiniyye'm...

Mutluluk Kapısı Dersaadet'im,

taşı toprağı altın,

Konstantinopolis'im, Seni...



İoannis Bozikis
Bir Âfet Gibi
(Atina-2012)
Copyright



Yüzyıl Gibi


Bu dünyaya geldim
Allah bilir niye,
Kör oldum görmedim
Yalan duya diye.

Elli gelmiş gider
Esen bir yel gibi,
Canım uçar tezer
Soluk bir gül gibi.

Düşle ömrüm bitti,
Bilmez oldum beni,
Evren döndü gitti,
Çok ağlattı beni.

Eren oldum yazdım
Dilim âşık cevher,
İsa oldum çıktım
Göğe bir münevver.

İçtim her bilgiyi
İçi çeşme zehir,
Yeldim bu dünyayı
Dışı çirkin tefsir.

Zaman büktü bellim
Her şey bir gün gider,
Olan olmuş derim
Yüz yıl gibi geçer.

Yarın bırak fâni
Şeytan olsun lânet,
Belki ölür YANİ,
Belki ölmez elbet.



Bozikis Ioannis (Atina-2005)

ISBN:960-630-777-8

Bir bitmeyendir yaşanmayan, boşa giden ve umutları yarım kalan hayatlar. Lanetler olsun, bu kötülükleri, ırkların, dinlerin, barbar faşizmlerin, şerefsiz adaletlerin, kör demokrasilerin ve yanlış hürriyetlerin ve barışların adına yapanlara.


Afedersiniz kardeşlerim


Sen, kardeşim,

yoksunlukların,

yuvasızlıkların

acıklı ve kabuslu

kucaklaşmalarında,

zayıf vücudunla...


Seni sevinçli,

şiir gözlü kız, seni.

Masumiyetinin gülüşünü

cennet mekânından

çalan caniler için...


Seni damgalanmış,

mühürlenmiş,

mütemadiyen

rahatsız edilen

ve zorla gece pazarlarında

ve kaldırımlarında sürüklenen...


Sen, uzaklıkların,

sebepsiz savaşların

ve acımasız özlemlerin

göçmen kızı...

Silah tüccarlarının

oyunları için

acılar ve pişmanlıklar içinde

terk-i evtâna

mecbur edilmiş yetim...


Sen, sönmüş gece ışıklarında

farkedilmiyen kum tanesi

ve daima elini uzatan

ve çöplerimin artıklarını

toplayan fakir

ve sahipsiz yoksul...

Sokaklarımızda dolaşıyorsun.

Ve sadakalarım

ve bahanelerim

bütünlüğünü kirletiyor,

kişiliğini pisletiyor...


Gençlik ışıklarında,

neşe ışıklarında,

yasak aşk ışıklarında

tövbesiz aşırı isteklerimizi

kabullenen, sen...


Fuhuşa zorla sürülen

ve henüz on yaşına

basmış çocuk kız...


Namus ve şerefini

feda eden,

esrar ve eroin için

bir kaç Euro'ya

vücud organlarını

satan genç.


Yollarımız asla kesişmiyor

ve hiç kesişmiyecek...

Gözlerimiz de bir türlü buluşamıyor

ve hiç de buluşamıyacak...


Yanlışlıklarımızla

ve yanlışlıklarınla gelişen

ve yoksunluğunla

ve yuvasızlığınla beslenen

sıcacık ve güzel döşenmiş

evlerimizde

sen hiç yoksun

ve olamazsın...


Siz hiç yoksunuz artık

ve olamazsınız...

Afedersin kardeşim...


Afedersiniz kardeşlerim...



İoannis Bozikis
Bir Âfet Gibi
(Atina-2012)
Copyright


Bağışla Bizi


Küçük Afrikalı zenci kardeş,

bağışla bizi.

Senin açlık anında

biz bol ekmekle

karınlarımızı doyuruyoruz.

Sen susuz kaldığında,

biz temiz su içiyoruz.

Biz zihinlerimizi

kitaplarla geliştirirken,

sen okulsuz büyüyorsun.

Sen ızdırap çektiğinde,

biz tatlı tatlı hayatlar yaşıyoruz.

Biz, öyle umursuz,

gönül rahatlığımızı sürdürürken

ve iç huzurumuzu korurken,

sen, kuraklılar içinde

meleklerle çekişip uğraşıyorsun,

cinlerle umutsuzca savaşıyorsun.




İoannis Bozikis - Bir âfet gibi

(Atina-2012) Copyright

Bu şiir, 30.10.2020 tarihinde Edebiyatla com sitesinde günün şiiri seçilmiştir.


Yazık Oldu Artin Bey'e


Yazık oldu Artin Bey'e,
uzanıp yatmış
sessiz,sedasız
yeşil gecede.
Tuhaftır hikayesi,
anlatamam sizlere.
Kaldırımda serilmiş
ay ışığına karşı.
Öyle ölürdü Artin Garibyan
her akşam dokuz sularında,
Abidei Hürriyet caddesinde.
Yine düşmüş,dağılmış
Ermeni Artin.
En son düşüşü
olmalıymış zavallının
o Nisan ayı'nın
yirmisekizinde.
Yalnız Kısır ağlardı
başının üstünde
ve yalardı kömür yüzünü,
yıldızların pırıltılı
ağırlığı altında.

Yaşamak zordu
Arto Garibyan
şu açlar dünyasında.
Hangi kapıyı çaldınsa,
ürpetirdi geceleri
iyimserliğin ve yoksulluğun.
Yarın öleceğim derdin hep
ve korkuturdun beni
kusturucu sarhoşluğunla.
Bindokuzyüzyetmişiki değilse,
bindokuzyüzyetmişüç,
Şubat değilse Nisan,
Salı değilse Cuma
ve hep öyle ölürdün
şu açlar dünyasında.

Bir türlü
çıkmıyorsun aklımdan.
Ölünecekse sarhoş ölünmeli derdin
küstahça yaşamaktansa.
Ve benimsedin ölümü
gökyüzünün aydınlığına
uzanmak için.
En son düşüşündü
o Nisan ayı'nın
yirmisekizinde.
Ağlardı Kısır yapayalnız
başının üstünde.
Ve bakardın bir türlü uyanmayan
Abidei Hürriyet caddesine
ve bakardın kaldırımlardan bize
tebeşir, yenik, yorgun gözlerinle.




IOANNIS BOZIKIS

Bir Boğaz Vakti

Atina - 2005

ISBN: 960-630-777-8

Bu şiir, 14.08.2020 tarihinde Edebiyatla com sitesinde günün şiiri seçilmiştir.

Maalesef tarih hatalarla doludur. Bir çok şey adına düzeltilmez nice hatalar olmuştur. Ne yanlış yaptıysak geldi buldu bizleri. Bundan sonra, her ne yanlış yaparsak ileride yine gelip bulacak bizleri. Kusurlar, en az ve en çok neyi kapsıyorsa benimsenmemeli ve gerektiğinde terkedilmelidir... Hataların tekrarlanmaması için...


Bindokuzyüzaltmışdört


Gündüzünden göçüp gitmişler Yunan'a
Sırtlarında ümitsiz türkülerle,
Parça parça dağılmışlar dört yana
Silinmez ağlamaklı ol gözlerle.

Katar katar çeke çeke gitmişler,
Ne yapmışlar, günâhları ne imiş?
Urum, Yunan diye sürmüşler,
Türk'ün nazarında ulu suç imiş.

Yüzlerine kara yazı yazmışlar
Akar gözler, yaşlar silinmez olmuş.
Ayak ayak menkulleri basmışlar,
Cümle eşya kalmış Devlet'in olmuş.

Düşeni,kalkanı tıkıp sürmüşler
Çocuk, ana, baba esir kuş gibi,
Ne yatarsın gafil uyan demişler
Ulaş, yetiş, yürü bildiğin gibi.

Yüzlerine gam sürüyüp gitmişler,
Kış gününün suyu sayısız akar,
İstanbul dönmez rivayet demişler,
Taş bağrının yaşı bulanık çıkar.

Susmuş bülbül, açmaz olur ol güller
Dokuzaltmışdörtte gözyaşları silerek,
Herkes ağlar, eğri lafı az söyler,
Zalim dünya tahamüller hoş gerek.

Uçmuş kuşlar, efgan etmiş gitmişler,
İstanbul gözlerinde görünmez olmuş,
YANİ der ki yazık kötü etmişler,
Bunca şöhret, bunca hasret yok olmuş.




IOANNIS BOZIKIS

Bir Boğaz Vakti

Atina - 2005

ISBN: 960-630-777-8


İki Millet Dost Olsa


Rûm-vü Türk'ün gülleri
Yılan çıyan içinde,
Kırk yıl gezdim illeri
Cümle âlem kan içinde.

Nedir bu kin tutmamız,
Ne doyduk ne usandık,
On asır yaşamamız
Yine düşmandır kaldık.

Şu bahrın benim dersin
Üç asır senin olur,
Ol savaş verir dersin
Alırdır benim olur.

Bu toprak kimin yurdu
Ne senindir ne benim,
Yatar gör mağrur kurdu
Kül olur çürür dâim.

Sultan'ım insâf vazgeç
Harbetmek neye gerek,
Düşmanlık biter er geç,
Ol barış bize gerek.

İki millet dost olsa
Ben toprağa gül olam,
Hilâl-vü Haç bir olsa
Ben ötüben bülbül olam.

YANİ' den bir nasihat
Savaşı yana bırak,
Barıştır mukadderat
Ne hilâftır, ne ırak.



IOANNIS BOZIKIS

Bir Boğaz Vakti

(Atina - 2005)

ISBN: 960-630-777-8

İoannis Bozikis


Sirkeci Garında


Dokuzyetmişüçte ayrıldım
Akşam vakti gençlik çağında,
Fırat gibi coştum ağladım
Sirkeci garında garında.

Kimi üzgün,kimi bahtiyar
Yatar durur ana bağrında,
Kimi evli barklı ihtiyar
Sirkeci garında garında.

Kimi gelir gider sallana
Binbir derdi vardır başında,
Kimi Firenge,Almana
Sirkeci garında garında.

Çevre yanım hesapsız gençlik
Gidiyorum gurbet yolunda,
Onsekiz yaşım hırslı çelik
Sirkeci garında garında.

Arzusun çektiğim İstanbul
Gezerim tiren hattında,
Cüzdanım boş yoktur para pul
Sirkeci garında garında.

YANİ sallar hoşça mendili
Sıralanmış dostlar yanında,
Onun garip halin görmeli
Sirkeci garında garında.



Bozikis Ioannis (Atina-2005)

ISBN:960-630-777-8

İoannis Bozikis


Büyükada -Prinkipos


(Vakt-i zaman Ada-i Kebir)

Prinkipos'un cilvesi
Kalbimi yakar gider,
Cıvıldaşır kuş sesi
Yar sinemi deler.

Kenarında Marmara
Sahilleri bir şehvet,
Dört tepesi kullara
Nazlı serin bir servet.

Ayi Yorgi ve Hristos
Adaların temeli,
Süsü Lonca, Platanos
Nesillerin evveli.

Macari'ye yanaşır
Fenerbahçe ekspresi,
Paytonları kaynaşır
Kıvrım kıvrım hepisi.

Façyo'dan hep yayılır
Çiroz,midye kokusu,
Şarkılarla anılır
Lunapark gazinosu.

Nizam'dan ta Maden'e
Gezsem büyük turunu,
Anlatsam genç aleme
Aşıkların yolunu.

Çamlarda ana sesi
Öz bağrımı yaktırır,
Kırların menekşesi
Geçmişimi andırır.

Dört yanını benzettim
Güllerin has rengine,
Gönlümü hayran ettim
Süslü bahçelerine.

Prinkipos'un öyküsü
Sıkıntılı bir keder,
Kayıptır görüntüsü,
Elbet döner bir seher.




İoannis Bozikis

Bir âfet gibi

(Atina-2012) / Copyright

İoannis Bozikis


Tarlabaşı


Duygusu çok gölgesi az
geçip giden kısa mutlu bir zaman.
Yakın geride Galatasaray ve Dolapdere arasında
eskitilmiş garip yorgun bir mekan.

Tarlabaşı parça parça dört hece...
Eskimiş anlar çeker beni usulca kendine.
Ötede annemin ve babamın ufkun görülen yüzleri
en gerçek halidir sessiz gerçeğin.
Bilirim sokak diplerindeki
alacakaranlık ve onüç yaşlı
buğulu bulanık gezinen yalnızlıkları.
Ben tekrar ve tekrar peşinden koştuğum yıllara
çelimsiz sırtımı dayadım
ve ıslık ıslık çiğnedim türkülerle.

Tarlabaşı parça parça dört hece...
Birden bir rüya gibi fırlar tel örgüden
inip çıktığım Ömer Hayyam yokuşu,
zayıf ellerimin ve avuçlarımın misket ve bilye tuttuğu
Kaplan ve Kurdele sokakları,
Çember koşturduğum marazlı viraneler,
seksek taşı oynadığım
dar destansı Serdar Ömer Paşa kaldırımları.

Tarlabaşı parça parça dört hece...
Dört kırlangıçın uçuşu kadar korunaksız
içimin kırık kanatlı karanlıkları.
Keskin bir öfke ve nefret ile karşılar
geçmiş karanlığın örtüğü
on yaş, dudak dudak dolusu,
günbatımı, ergen nefesli gizli İnci öpmeler.

Tarlabaşı parça parça dört hece...
Bana ait olandır harap kalmış
Mesut apartmanımın biricik kadersiz şarkısı.
Hilesi bol ve daima aklımda kalan
haksız çarmıha gerilişimiz
ve taşralı göçmenlere kaptırdığımız şanlı geçmisimiz.

Tarlabaşı parça parça dört hece...
Ahşap eski bir evin penceresinden
sarkarak geçmiş rumluğu hatırlatan
yanık kış hüzünlü bakış
ve daima dudağımı örseleyen
sakız kokulu, uzun çok uzun,
çocuk mavisi kadar acı mevsim hikaye.

Tarlabaşı parça parça dört hece...




İoannis Bozikis - Bir âfet gibi (Atina-2012) / Copyright

İoannis Bozikis

Suyun İlahisi


Mucizevidir,

yer kabuğunun derinliklerinden

fışkırarak sızan

ve her zaman

düzenli bir ruh sevinci olarak

şırıl şırıl hareket eden

canlı su sesi.


Mucizevidir,

yüzlerce gaganın

cıvıldamalarıyla içen

ve her yudumdan sonra

başını kaldırıp,

cennetin dolgunluğuna

teşekkür eden

harika kuş.


Mucizevidir,

damlaların açık

ve engin hafızasına

tırnak, pençe

ve keder izlerini illeten,

burun delikleri kurumuş

hayvan sürüsü.


Mucizevidir,

köklerin ateşli

ve ıslak tazeliğini

gururla

yer yüzeyine çeken

ağaç, buğday başağı

ve yonca.


Ve olağanüstüdür,

mucizevidir,

yarına ait içme suyunun

binbir ağlamaklı suçlamalarını,

şaşkınlıkla ve sabırla dinleyen,

su kaynağı gözlü,

tedirgin ve sessiz çocuk.




İoannis Bozikis

Bir Âfet Gibi

(Atina-2012)

Copyright


Hayat


Ey isyankâr hayat!

Beni emziren,

beni severek besleyen,

beni büyüten.

Beni öldüren

ve dirilten.

Beni hem zengin eden

hem de fakirleştiren.

Beni meşhur eden

ve göklere yükselten.

Yükseklerden alçaklara

kolayca indiren

ve küçülten.

Düşerken beni toplayıp kucaklayan

ve bağrına basan.

Beni sevindiren, güldüren

ve aynı anda ağlatan.

İnanılmaz zamanlarda

beni reddeden.

Seni sevdiğim kadar

beni seven,

nefret ettiğim kadar

benden ölesiye nefret eden.

Ve sessini benim uğruma

yitiren ve kurutan

ama bu dünyadan beni daima

uzaklaştıran ve kovduran.


Güzel hayat!

Bir şans eseri olarak

yaşadığım biricik ebediyetimde

beni çok incittin...

İnsafsızca canımı bolca acıttın

ve bana sayılmaz çarmıhlar yüklettin.

Dilediğin gibi,

beni uzun uzun üzdün,

ezdin ve tükettin.

Sonunda, sende

bende bıraktığın yaralarla

benim gibi yoruldun, tükendin

ve yok oldun,

öyle garip, öyle bahanesiz

ve ağıtsız.

Benim gibi sessiz, sedasız,

tarafsız, ilgisiz,

öyle kayıtsız ve şartsız.




İoannis Bozikis
Bir Afet Gibi
(Atina-2012)
Copyright

Bu şiir, 31.05.2021 tarihinde Edebiyatla com sitesinde günün şiiri seçilmiştir.


Nereye Gidiyorum 

Ubi Sum Ego Vado


(Boşluğun otuzikinci nefesi)


« Yolumu yitirdim.

Gerçekten neyle karşılaşacağımı

ve beni neyin beklediğini

bilmiyorum » diyor

bunca yüzyılın Tanrı'sı.

« Yanlış yola girmek de var,

hatta ölmek de var

bu işin içinde

karanlık boşlukların

üstüne düşerek...

Geri dönüş var mı

yok mu?

Onu da bilemiyorum.

Her şeyi bırakıp

ölmek de var »

diye devam ediyor Tanrı.

« Şüpheli ve şeytani bir el

beni bilinmeyen

yollara doğru çekiyor.

Boşuna uğraşıp didiniyorum,

acılarıma direniyorum,

velhasıl işkence çekiyorum.

Boşluklara düşse de

düşüncemin güvensizliği,

o lanetli elin talebine

boyun eğmiyor.

Umudun ve sabrın

vakti olmayan ufuklarından

ilahi hakkımı iddia etmek için

bütün gücümle

tanrısal kanatlarımı açıyorum.

Taşlaşmış olsam bile,

hiç değişmeden var olabilmek için.

Evet, yıldan yıla soluyan,

karanlıklara doğru koşan,

toprak kayması

ve kaoslar içinde kaybolan,

hareketsiz ve irinli zamanlarda,

daracık da olsa

bir çıkış yolu bulmak için...»





Yunan dilinde yazılmış,

Boşluğun Nefesi adlı kitabımdan

Türk diline çevirilmiş bir alıntıdır.

ISBN :960-87647-3-4

İoannis Bozikis

Atina ( Yunanistan) -2003

Bu şiir, 08.11.2021 tarihinde Edebiyatla com sitesinde günün şiiri seçilmiştir.



Metal Yokluk


Kaybedilecek

hiç bir şeyim yok

ama kazanılacak da

hiç bir şeyim,

asgar, kıymetsiz

bir "o " harfinin merkezinde,

evrenden evrene

başı boş dolanan

pâyidar bir tozun

ve yaşanabilir

bir kimyasal molekülün

ve atom parçasının

kralı olduğumdan beri...

Kaybedilecek

hiç bir şeyim yok,

kuşların gagalarından

Tanrı tarafından

hile ile çalınan

hakir bir ekmek kırıntısı

ve Azrail tarafından

zorla ve inatla koparılan

kifâyetsiz bir nefes

olduğumdan beri...





İoannis Bozikis

Bir Âfet Gibi

(Atina-2012)

Copyright


Her Şeye Rağmen


Kayıp değildir çiçek coşturan toprağımız.

Her alanda kendi kendini yetiştirenlerdendir,

sonsuza kadar geliştirenlerdendir.

Ve her gün emeğimizle inşa edilebilenlerdendir.

Yazılarla donatılmış bir deri parçası gibidir.

Her boyutta gerilebilir, kısaltılabilir

işletilebilir ve de düzeltilebilir.


İçine küçücük bir ufuk ek, güzel şairim.

Bak, ilk şafak erkenden göründü bile.

Açık ve sağlıklı bir gündür bugün.

Samimi ve cömert, paylaşılması için

yaratılmış harika bir gün.

Doğruyu yapmak için seçilmiş

en uygun ve faydalı gün.


İçine küçücük bir ufuk ek, güzel şairim.

Al, şu ekmeklik unun ölçüsünü gerektiği gibi.

Kaynağın saf ve ılık suyunu da dök üstüne.

Tuzu ve mayayı da eklemeyi sakın unutma.

Ruhumuz her sabah oldukça hafif ve esnektir.

Bugün insanoğlunun toprağı yoğurulacak.

Ellerimizin düzenli ve sürekli yardımı ile.

Yepyeni güzel ve güneşli günlere...




İoannis Bozikis
Bir Âfet Gibi
(Atina-2012)
Copyright


Yüzyıl Gibi


Bu dünyaya geldim
Allah bilir niye,
Kör oldum görmedim
Yalan duya diye.

Elli gelmiş gider
Esen bir yel gibi,
Canım uçar tezer
Soluk bir gül gibi.

Düşle ömrüm bitti,
Bilmez oldum beni,
Evren döndü gitti,
Çok ağlattı beni.

Eren oldum yazdım
Dilim âşık cevher,
İsa oldum çıktım
Göğe bir münevver.

İçtim her bilgiyi
İçi çeşme zehir,
Yeldim bu dünyayı
Dışı çirkin tefsir.

Zaman büktü bellim
Her şey bir gün gider,
Olan olmuş derim
Yüz yıl gibi geçer.

Yarın bırak fâni
Şeytan olsun lânet,
Belki ölür YANİ,
Belki ölmez elbet.



Bozikis Ioannis (Atina-2005)

ISBN:960-630-777-8


Öyle Kal


Öyle kal!
Ve saçlarına
ve boynuna
gezegen benim.
Diller sürüyorum
güney körfezlerine.
Gezdir zambak dilimi
ayışığının ıslak yosunlarına
ve durgun,karanlık
sessizliğine çek beni.

Yanıyor...
Yanıyor Sonbaharım.
Diller sürüyorum
gövdenin baharında.
İnce parmakların
gümüşsuyu dereleri,
ışığı sızıyor karanlıkların
ve fışkırıyor derinliklerinden çığlıklar.
Öyle kal! Çırılçıplak,
bir gece gibi upuzun.
Öyle kal! Ay batıyor,
birazdan güneş doğacak.



Bozikis Ioannis (Atina-2005)

ISBN:960-630-777-8

İoannis Bozikis


Uzat Ellerini


Yumuşaklığın
bir su damlası.
Karadır gözlerindeki
suskunluk.
Ateş dolu
seni düşünmenin tadı.
Gel, seninle
uzak yollara gidelim,
seninle yağmur altında
yürüyelim.
Sana karanlıkları
anlatacağım,
susmuş denizlerden
bahsedeceğim,
yer altındaki karanfil
cehenemleri
göstereceğim.

Aradım seni
yarı gecede
ve sen yoktun.
Gözlerin bakmazdı
korku çiçeklerini,
dudakların, ellerin
öpmezdi, tutmazdı
bu beyaz boşluğu.
Karanlıklar içindeydik
ve bir ölüm ki, sonsuz.
Ağlıyordu görmez gözlerimiz.

Gel saçlarına
bir şiir takayım,
bulurum belki seni
karanlıkta bir yıldız gibi.
Korkma, uzat ellerini.
Bak, yıldızlar
yol göstermiyor.
Çaldı ay ışığının gözlerini
mısralarım
kör kuyularını
ışıklandırmak için.

Uzat ellerini
çaresizliğinin bütün hıncı ile.
Karanlık alınyazımız bu,
ölümlerden beter.
Hadi uzat şu ellerini
dünya ikimiz için
yaratıldı.
Gel, korkma, yaklaş
yağmur izlerimizi
örtmeden.




IOANNIS BOZIKIS

Bir Boğaz Vakti

Atina - 2005

ISBN: 960-630-777-8



Seni Sevmek


Sana yaklaşmak,
seni aramak
iki ellim ile,
iki gözüm ile.

Seni kalbimde var etmek,
sana inanmak,
bir tek hece ile,
bir kelime ile.

Seni delice sevmek,
şimdi, şu akşam saatinde
dolgun, ıslak dudaklarına erişmek
yazılmamış, düşünülmemiş
bir mısra ile.



Bozikis Ioannis (Atina-2005)

Bir Boğaz Vakti

ISBN:960-630-777-8


Aşksız


Aşksız,

sığmaz gecelerin

narin fısıltısında,

ışık saçan

vücutlarımızdan

coşkuyla,

hızla koptuk.

Kucakladığımız

esrarengiz rüyalarımızı

tüketmeden,

ansızın,

kaybolur bir bahçe gibi

terk ettik.

Ve hayal gemilerin

hızı ile

zor gündelik hayatların

kucaklarında

yelkenler açtık.

Taşlar gibi

ölçüsüz ve sessiz

olabilmek için.

Evet, bizler...

Hayatın

mutlak yaşayanları.

Başka yaşanacak

hayatları olmayanlar.

Bundan başka

hiçbir sonsuzluk fırsatı

yaşamıyacak olan

yegâne bizler...




İoannis Bozikis
Bir Afet Gibi
(Atina-2012)
Copyright


Bir Gece Yarısı


Ve ben buradaydım, seninle
çıldıracak bir yerde,
simsiyah yanlış bir yerde.
Anlatamam nasıl ıssız, karanlık.
Çaktığım kibritle
saçlarının siyahlığını gördüm
ve korkular geçirdim seninle.
Gizlice, ölürcesine sevişmemiz
geride kalan
kahredilmiş bir acıydı.

Αcemi, çılgın
bir yolculuğun günlüğü gibi.

Ve sonra süren
gök fırtınaları
öylesine kucaklardı bizi,
öpüşlerin dökülürdü dudaklarından
yarılan toprak gibi.
Büsbütün yangındı tül gibi
ölümü yırtan kelimelerin.
Ve beni dört duvar arasında
nefes nefes kemirdin
ve beni kurşuna dizdin,
kahredilmiş çıldıracak bir yerde,
büsbütün yangın,
bir gece yarısı.




Bozikis Ioannis

(Atina-2005)

Bir Boğaz Vakti

ISBN:960-630-777-8


Şunlar ki Benim Diyen


Çoğuları geldiler
İpeklerle kürklerle,
Dağıldılar gittiler
Yensiz gömleklerle.

Vara yoğa baktılar
Günahları çoktur çok,
Toprağa karıştılar,
Külleri yoktur yok.

Şunlar ki benim diyen
Gör n'oldu tenleri,
Altını pek çok seven
Savruldu hazneleri.

Canlarından bezdiler
Felek yanılmış olur,
Bin bir derde düştüler,
Ölüm övünür durur.

Her neyi yaptılarsa
Cabaları boştur boş,
Hayli kazandılarsa,
Varislere hoştur hoş.

YANİ der ki şunu bil
Vaktin harcama yana,
Hepisin ölümlü bil,
Derman olmazdır sana.





IOANNIS BOZIKIS

Bir Boğaz Vakti

Atina - 2005

ISBN: 960-630-777-8


Öyle Ölür İnsan


Gece soğuktur,

bahar sessiz ve sakin.

Yaşamalı insan

her akşam aynı ufukta.

Bağlandığı dünya

bir kez olsun

değişmeli bir gün.

Sağanak boşanan yağmur

hep aynı yağar,

bin yıllık bir yağmur gibi.


Kaçabilir mi soluk bir ay'dan insan?

Değiştirebilir mi adımlanan yolunu?

Kurtulur mu rüzgârın uğultusundan?

Şüphesiz kopmalı büsbütün yaşamaktan,

bitmeli peşindeki nal sesleri.

Ölmek bir inat olur artık,

ölüm maceraperestleri gibi.


Tükenmez yollara düşer şimdi insan,

ama bir kez olsun

değiştirir gününü.

Kırık bir dal gibi bekler

uzanarak açılan

o öfke ışıltısını.

Ölmek bir inat olur artık insana,

büsbütün kopar yaşamaktan.

Sanki bir direnme,

bir düzensizlik olur yaşama.

Öyle ölür insan.

Uzun, çok uzun,

ölümle alay eder gibi.




IOANNIS BOZIKIS

Bir Boğaz Vakti

Atina - 2005

ISBN: 960-630-777-8


Hafif Toprakta


Ölüm her şeyi karıştırır:
gölgeyi, rüzgârı, sessizliği,
toprağı, tozu ve çimeni
ve en sonunda
her karıştırdığı şeyi
güzel bir düzene koyar.
Tam istihdam yaratan
ve kalplere konuk olan
iddialı, ispatlı, düzenli
ve şairi muvakkatlikten
ve tutarsızlık batağından kurtaran
bir şiir yapıtı gibi.





İoannis Bozikis
Bir Âfet Gibi
(Atina-2012)
Copyright